![]() |
| Cumhuriyetimizin 20. Yılı |
|
|
![]() |
| DOSYALAR |
|
|
![]() |
| VİDEOLAR |
|
|
|
|
![]() |
|
Kıbrıs Harekâtı'nda görev alan tugayın komutanı emekli Tümgeneral Sabri Demirbağ (84), İstanbul'da askeri törenle toprağa verildi. Demirbağ, solunum yetmezliği nedeniyle yaklaşık bir aydır GATA hastanesinde tedavi görüyordu.
1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında adaya Bolu Komando Tugayı'nı götüren ve Girne'ye havadan indirme yapan ilk komutan olan Demirbağ, 1980 yılında İstanbul Tuzla Piyade Okulu'nda görev yaparken İstanbul Fenerbahçe'de teröristlerin çapraz ateş açtığı saldırıda sol bacağından yaralanmıştı. 1921 yılında İstanbul'da doğan ve 1942 yılında 4. dönem olarak Piyade Okulundan mezun olan Sabri Demirbağ, Kıbrıs üzerine yapılan spekülasyonlara sert cevaplar vermiş, Kıbrıs'ta Girne indirmesinde ilk gün 11 subay 41 şehit verdiğini, Kıbrıs'ın Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunmuştu.
KIBRIS FATİHİ
83 yaşında zatürree ve kalp yetmezliğinden vefat eden Sabri Demirbağ'ın 77 yaşındaki eşi Necla Demirbağ, eşinin Kıbrıs'ın unutulmaz komutanlarından olduğunu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde adının şerefle anıldığını belirterek, eşini şöyle anlattı: "Kendisi Kıbrıs Barış Harekatı'na mal olmuş bir isimdir. Bolu Komando Tugayı komutanı olarak Kıbrıs harekatında ilk günden itibaren görev aldı. 1. ve 2. harekatı başarı ile yönetti. Kendisine ordu da Kıbrıs fatihi ismi takıldı. Kıbrıs'ta 1,5 sene görevde kaldı. Daha sonra İstanbul'a Tuzla Piyada Okulu'nda görev aldı."
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Demirbağ'ın cenazesine çelenk göndererek kendisini unutmadığını gösterirken, cenaze törenine, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Metin Ataç, emekli Orgeneral Necdet Üruğ ile bazı eski kuvvet komutanları ve üst rütbeli subaylar katıldı. Demirbağ'ı, ailesinin yanı sıra yetiştirdiği subaylar da cenaze töreninde yalnız bırakmadı.
Cenaze namazının ardından top arabasına konulan Demirbağ'ın naaşı askerî tören için kortej eşliğinde Selimiye Kışlası'na taşındı. Demirbağ'ın cenazesi, daha sonra götürüldüğü Tuzla'daki aile mezarlığında defnedildi.
 |
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, “federasyonun, birleşik devlet demek olduğunu” savundu.
“Kıbrıs örneğinde federasyonun; ana idarecileri toplumlardan her biri olacak olan iki bölgeden oluşacağını” söyleyen Hristofyas, “Ancak yineliyorum, bu; iki ayrı devlet anlamına gelmez” dedi.
ALİTHİA; Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın 20 Temmuz Pazar gecesi RİK’e verdiği mülakatta söylediklerini aktarmaya devam etti.
Gazeteye göre Hristofyas federasyonu şöyle anlattı:
“Federasyon birleşik devlet demektir, Kıbrıs örneğinde; ana idarecileri iki toplumdan her biri olacak olan iki bölgeden oluşacak. Ancak yineliyorum, bu; iki ayrı devlet anlamına gelmez. Günün sonunda – aynı temel hakları, sorumlulukları ve işleyişleri olacak, ancak hiçbir şekilde merkezi hükümetin ve merkezi anayasanın üzerinde olmayacak iki özerk varlıktır.
Anayasa – bu bölgelerin anayasaları da olacak- Cumhuriyet’in merkezi anayasasından kaynaklanacak. Bir devletin birleşik olabilmesi için egemenliği olması gerekir ve şimdi tek egemenlikten söz ediyoruz, tek vatandaşlığı olmalı –bütün Kıbrıs vatandaşları Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Federasyonu vatandaşı olacak- ve kesin şekilde tek uluslararası temsiliyete sahip olmalıdır. Dolayısıyla bu devlet -merkezi bölümünde de- Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerce müştereken yönetilecek.
BAŞKANLIK SİSTEMİ
Başkanlık Konseyi olacak, bizim aklımızda; Bakanlar Kurulu olması da var, çünkü bizim önerimiz; Başkan, Başkan Yardımcısı, Bakanlar Kurulu’ndan oluşan ve bu başkan, başkan yardımcısı ve bakanlar kurulunun yetkilerinin belirleneceği Başkanlık sistemine yeniden dönmemiz veya Başkanlık sistemine devam etmemiz yönündedir.
Bizim taraf dönüşümlü başkanlığı hâlihazırda kabul etmiştir. Ancak başkanlığın ne kadar süre çoğunlukta yani Kıbrıs Rum toplumunda olacağı belirlenmelidir. Bizim bu yönde önerilerimiz vardır, Kıbrıslı Türklerin karşı önerilerini de dinleyeceğiz. Her halükârda başkanlık görevini Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklerden daha uzun süre yerine getirmesini kabul ettiler. Başkan, Kıbrıslı Rum olduğunda Başkan Yardımcısı Kıbrıslı Türk; Başkan Kıbrıslı Türk olduğunda da Başkan Yardımcısı Rum olacak.
 |
KKTC’de yabancıların çalışma izni alması için uygulanan prosedür değiştirildi.
İçişleri Bakanı Özkan Murat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz dün sabah Meclis Şeref Salonu’nda, “Çalışma İzni Protokolü” imzaladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem protokolle çalışma izni prosedüründe değişiklik yapılarak 100 gün süren çalışma izninin alım süresinin 10 güne indirildiğini belirtti.
MURAT: CEZAEVİNDEKİLERİN YARISI KAYITDIŞI YAŞAMDAN
İçişleri Bakanı Özkan Murat protokolde imza koymadan önce yaptığı konuşmada, son günlerde artan suçlarla ilgili olarak bakanlığının, hükümetin ve 3 bakanlığın etkin çalışmalar yaptığını belirtti.
Suçların halkı infiale sürüklediğini ve tepkilere neden olduğunu kaydeden Murat, son olarak meydana gelen cinayet ve suçların hükümeti çok etkilediğini vurguladı.
Ülkenin artık “sorma gir hanı” olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Murat, birinci görevlerinin halkın huzurunu ve güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.
Muhaceret Yasası’nda değişiklik yapıldığını hatırlatan Murat, TC hükümetiyle bu konuda yapılan anlaşmanın da Ocak ayında yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Limanlarda denetimlerin arttığına dikkat çeken Murat, içerdeki daha önceden oluşan kayıt dışı yaşam için de önlemlerin Haziran sonunda yürürlüğe gireceğini ifade etti.
Murat “Cezaevindeki mahkûmların yarısı kayıt dışı yaşamda suç işleyenlerden oluşuyor” dedi.
İş çevrelerinin çalışma izni için yapılması gereken bürokratik işlemlerin uzun olduğu şeklindeki eleştirilerini dikkate alarak 3 bakanlık olarak yoğun bir çalışma yaptıklarını anlatan Murat, imzalanan protokolün önümüzdeki hafta yürürlüğe gireceğini kaydetti.
“Suçu aza indirmek görev” diyen Murat, bakanlıkların denetimlerinin süreceğini söyledi
ADEM: KAPILARIN DENETİMİ İÇİŞLERİNİN, İŞYERLERİNİN BİZİM
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem ise, halkı son günlerde tedirgin eden olaylarla ilgili olarak daha güvenoyu almadan süratli bir çalışma içine girdiklerini söyledi.
Uzun yıllardır kanayan yara kaçak işçi konusunda çalışma başlattıklarını belirten Adem, medya ve sivil toplum örgütlerine de duyarlılıkları için teşekkür etti ve bunun kendilerini motive ettiğini söyledi.
Protokol ile uzun olan çalışma izni alma süresinin kısalacağını ve işverenlerden de daha titiz davranmalarını bekleyeceklerini kaydeden Adem, çok sıkı bir denetleme mekanizması kuracaklarını ifade etti.
“İçişleri Bakanlığı giriş ve çıkış kapılarını, biz de işyerlerini sıkı denetleyeceğiz” diyen Adem, sancıları en aza indireceklerini kaydetti.
Çalışma izninin, işçilerin kalacakları yerleri önceden belirtmeleri halinde verileceğini belirten Adem, böylelikle işçilerin yaşam koşullarının da iyileştirilerek izbe yerlerden kurtulmalarının sağlanacağını ifade etti.
VAİZ: SAĞLIK DENETİMLERİNDE ÖZEL SEKTÖRDEN YARARLANACAĞIZ
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz de, çalışma hayatının disipline edilmesi gerektiğini ve bürokrasiye savaş açtıklarını söyledi.
Sağlık Bakanlığı olarak özellikle çalışma izni için yapılması gereken sağlık denetimlerini hızla yapacaklarını belirten Vaiz, özel sağlık sektöründen alınacak destekle sıkışma ve zaman kaybının ortadan kalkacağını ifade etti.
Böylece hastanelerde yaratılan yığınaktan da kurtulunacağını kaydeden Eşref Vaiz, özel sektörle de iş paylaşımı olacağını ve koordinasyonun sağlanacağını söyledi.
PROTOKOL
Çalışma izinleri prosedürünün süratlenmesi için Çalışma Dairesi’nde özel bir birim kurulmasını da öngören protokol aynen şöyle:
“-Çalışma Dairesi bünyesinde bir birim oluşturulacak.
-Çalışma İzni için Çalışma Dairesi’ne başvuran işveren ve işçinin talep ettiği hizmet akdi Çalışma Dairesi tarafından hazırlanılıp imzalanacak, İhtiyat Sandığı ile Sosyal Sigorta formları aynı anda doldurulacak.
-İşçi, Çalışma Dairesi tarafından, sağlık raporu almak için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na sevk edilecek.
-Sağlık Bakanlığı hazırlanan sağlık raporlarını, listelenmiş ve/veya diskete alınmış bir şekilde toplu olarak Çalışma Dairesi’ne gönderecek.
-Çalışma Dairesi, hazırlanan ve imzalanan hizmet akdini, Sosyal Sigorta formu, İhtiyat Sandığı formu ve sağlık raporu ile birlikte Muhaceret Dairesi’ne gönderecek.
-Muhaceret Dairesi, gönderilen hizmet akdi, Sosyal Sigorta formu ve İhtiyat Sandığı formu ışığında, işçinin çalışma izni mührünü pasaportuna vuracak.
-Muhaceret Dairesi, çalışma izni verdiği kişilerin listesini, günlük olarak Çalışma Dairesi’ne gönderecek.”
 |
Dünyaca tanınmış Amerikalı Blues sanatçıları Roomful of Blues, W.C. Clark ve 'Philadelphia' Jerry Ricks konser vermek için KKTC'ye geldi.
Bu yıl 14 Kasım-18 Aralık tarihleri arasında 14'üncüsü gerçekleştirilen 'Efes Pilsen Blues Festivali' çerçevesinde Kuzey Kıbrıs'a gelen ünlü sanatçılar tarafından verilecek blues konseri bu akşam Jasmine Court Hotel'de saat 19:30'da başlayacak.
Dün saat 14:30'da Jasmine Court'ta bir basın toplantısı düzenleyen Blues müziğinin önde gelen ustaları konserleriyle ilgili duygu ve düşüncelerini belirterek, Kuzey Kıbrıs'ta bulunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler
Toplantıda, blues'un insanların yaşadığı, hayatın aktığı sürece devam edecek bir olgu olduğunu kaydeden sanatçılar, Moskova, St. Petersburg, Ekateringburg, Rostov ve Antalya konserlerinin ardından geldikleri KKTC'nin Girne kentinde verecekleri konsere her yaş grubundan blues severleri konsere beklediklerini ifade ettiler.
|
|
![]() |
|
Bazı haber başlıkları
İÇ HABERLER
SÜTEK 27 yaşında
Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) yarın 27. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Süt üreticisi, süt ve süt mamülleri imalatçısı ve tüketicisi arasındaki ilişkileri koordine etmek ve aralarında denge sağlamak amacıyla 12 Ocak 1977’de kurulan SÜTEK’in kuruluş yıldönümü nedeniyle Tarım ve Orman Bakanı İrsen Küçük mesaj yayımladı.
Küçük, 2003 yılında bakanlığına bağlı SÜTEK organizasyonunda 155 köydeki 3 bin üreticiden 48 süt nakliyecisi tarafından 77 bin ton süt toplanarak 75 imalatçıya pazarlandığını açıkladı. İhracata yönelik 10 işletme bulunduğunu, kapasitelerinin günde 450 ton süt işlemeye yettiğini kaydeden Küçük, bu işletmelerden ikisinin ISO belgesi aldığını ifade etti.
Süt üreticilerine 15 günlük periyotlar için 1.5 trilyon TL civarında ödeme yapıldığını bildirerek, süt üretiminde her yıl bir önceki yıla oranla yüzde 10-15’lik artışlar gözlendiğini bildirdi.
“Sağlıklı nesillerin yaratılması ve sağlıklı kalmanın yolu, süt ve süt mamullerini yeteri kadar tüketmekle mümkündür. Süt ve süt mamullerinin daha fazla tüketilmesini sağlamak gereklidir” diyen Bakan Küçük, hükümetinin toplumun alım gücünü de düşünerek bu amaçla sübvansiyeler uyguladığını ve geçen yıl ham süte uyguladıkları sübvansiye miktarının 11.5 trilyon TL olduğunu anlattı.
 |
TÜRKİYE
Kıbrıs Barış Harekatının 35. Yıldönümü
Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Kıbrıs Barış Harekatının 35. yıldönümü nedeniyle bir dizi bilimsel ve kültürel etkinlik düzenliyor.
Derneğin genel merkezinde dün, bir hafta boyunca sergilenmek üzere "Kıbrıs Barış Harekatı" konulu pul sergisi açıldı. Dün ayrıca, KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Namık Korhan başkanlığında Anıtkabir ziyaret edildi, Ulus'taki Atatürk Anıtına çelenk konuldu.
Etkinlikler çerçevesinde dün akşam saatlerinde dernek binasında kokteyl verildi.
Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Ahmet Göksan, kokteylde yaptığı konuşmada, "KKTC'nin sınırlarını değiştirmeye hiç kimsenin hakkı olmadığının bilinmesi gerektiğini" vurguladı, olası bir çözümün iki kurucu devletin siyasi eşitliği temelinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni bir ortaklık devletinin bu koşullarda oluşmaması durumunda tek seçeneğin kaldığını ve bunun da KKTC'nin tanıtılması ve ekonomik olarak kalkındırılması olduğunu kaydeden Göksan, "Bir oldu bittiyle karşılaşmamak için gelişmeleri titizlikle izlediklerini" sözlerine ekledi.
KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Namık Korhan da, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974 tarihinde Ada'ya gelmesi sayesinde huzur içinde yaşadıklarını belirterek, TSK, Türk hükümetleri ve Türk halkına teşekkürlerini sundu.
Hafta nedeniyle, dernekte 21–24 Temmuz günlerinde saat 16.00–18.00 arasında Kıbrıs belgesel filmleri gösterimi ve 25 Temmuz’da "Barış Harekatı'nın 35. yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" konulu panel düzenlenecek. Panelden sonra şükran belgesi takdimi yapılacak. Etkinlikler çerçevesinde, gazi ve şehit aileleri de ziyaret edilecek.
 |
DÜNYA
ABD, 1973'te petrol için Ortadoğuyu işgal edecekti
Gizliliği kaldırılan İngiliz istihbarat belgelerine göre Washington, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Abu Dabi'ye askeri operasyon yapmayı düşünmüş.
Sanayisi korkunç derecede petrole bağımlı olan ABD, bu ihtiyacına karşılık vermeyerek kendisine ambargo uygulayan Suudi Arabistan ve Kuveyt'i işgal etmeyi planlamış.
Enerji politikalarına göre dış politikasına yön veren ABD 30 yıl önce bu amacına ulaşamasa da bu hedeflerine 2003'te nail oldu.
İngiliz istihbarat servisinin dün açıklanan eski belgelerinde, istihbarat örgütünün 1973'te İngiliz hükümetini, ABD'nin petrolün denetimini ele geçirmek için Suudi Arabistan ve Kuveyt'i işgal edebileceği konusunda uyardığı belirtildi.
10 yıl kalacaklardı
JIC'nin tahminlerine göre ABD, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Abu Dabi'deki petrol yataklarını ele geçirmesi halinde, 28 milyon tondan fazla petrol rezervine sahip olacaktı. Rapora göre, Amerikalılar işgali 10 yıl sürdürmeyi ve bu sürede alternatif enerji kaynakları bulmayı düşünüyorlardı. JIC, Amerikan işgalinin ilk aşamada büyük çaplı olmayacağını, iki tugayın Suudi Arabistan'ın petrol alanlarını ele geçireceğini, birer tugayın da Abu Dabi ve Kuveyt'i işgal edeceğini tahmin ediyordu.
ABD'nin Suudileri hazırlıksız yakalamak ve şaşırtmak için havadan indirme operasyonu yapabileceği, bunun mümkün olmaması durumundaysa ilk saldırıyı amfibi birliklerle yapabileceği belirtiliyor. ABD'nin Kuveyt'i işgal etmesi halinde Irak'ın da karşı saldırıya geçebileceği belirtilen raporda, ''Körfez'deki en büyük risk, Iraklıların Sovyetler'in de desteğini alarak müdahale etme olasılığıydı'' denildi.
 |
YAŞAM
İngiliz kızları, Avrupa’nın en çok içki içen gençleri
Datamonitor Enstitüsü'nün yaptığı araştırma sonucunda, 18-24 yaş arası İngiliz kızların, eğlenmek için dışarı çıktıklarında yaşıtları olan İtalyan kızlarına göre yaklaşık üç buçuk kat daha fazla içki tükettikleri ortaya çıktı.
|
|